Monica Molina gecesi…

Aralık 13, 2009 yapan onderkiremitci

İstanbul’da kulakları ısıran bir soğuk, rüzgar beraber yağan yağmur herkesin haftasonunu kapalı mekanlarda geçirmesine sebep olurken İspanya’dan gelen Monica Moline İş Sanat’taki konserinde hepimizin yüreklerine Akdeniz kıyılarından bir parça sıcaklık getirdi.

Türkiye’de çok sevilen ve albümleri simit-peynir gibi satılan bu naif, sade güzelliği sesine yansıyan ve son albümünde İstanbul’un siluetini CD kapağına taşıyarak kalbimizi kazanarak “bizden biri” olarak görmeye başladığımız Monica Molina İş Sanat sahnesinde sevenleriyle buluştu. İstanbul’a çeşitli kereler gelen (saymadım kaç kere olduğunu) Monica Molina bir İstanbul aşığı. Benim ise Monica ile ilk buluşmam oldu, kendisini daha önce izleme fırsatı bulamamıştım. Soğuk ve yağmura rağmen ben de konserde yerimi aldım.

Türkiye’de çok albümlerini dinlediğim Monica Molina Lounge – Chill-Out – downtempo arasında değişen soundu ile ruhu engin denizlerden sakin kıyılara yolculuk yapmak isteyenler için ideal. Ama konser başka bir şey demek benim için. Monica ve 6 kişilik ekibi muhteşem çaldılar. Monica tek bir nota kaçırmadı, bir kere bile detone olmadı. Kusursuz bir konser performans sundu. Ama o kadar işte. Monica’yı CD’den dinlemenin konserde dinleme arasında bir fark yok ki. Monica’yı konserde dinlemek Michael Schumacher’in şampiyon olacağı bir Formula 1 yarışı izlemek gibi bir şey. Hatta 0 – 0 bitecek bir futbol maçını izlemek gibi desem yanılmam, size de konserin havasını daha iyi anlatmış olurum.

Monica Molina konserin başında “Merhaba, iyi akşamlar” diye bizleri selamladıktan sonra ağzını bıçak açmadı. Ne söylediği şarkıların ismini ne de hangi albümden olduklarını hatırlattı bize. Konser boyunca hep ondan iyi bir şey bekledim, bir patlama yüksek perdeden bir solo bekledim, ünlü bir sanatçıdan ünlü bir şarkının cover’ını söylesin diye bekledim ama olmadı. Kendimi şöyle düşünmekten alamadım. Nilfür İspanyolca bilse bu konseri patlatır, Monica Molina Nilüfer’in arkasında vokal bile yapamaz.

Monica Molina’ya teşekkür ederiyorum, bize keyifli ve sımsıcak bir akşam yaşattı. Ama Monica İstanbul’a geldiğinde bir daha dinlemek için konsere gitmek ister miyim kendisini, biraz daha düşünmem lazım.

Hüzün ve sevinç bir arada…

Temmuz 12, 2009 yapan onderkiremitci

DSC04387Bir cumartesi akşamı can sıkıntısında zap yaparken Özge Tarakçı’nın sesine kapılıp seyretmeye başladığım Genç Mikrofon Liselerarası Şarkı Yarışması’nı canlı ve yerinde izlemek için Beşiktaş Belediye Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nin yolunu tuttuk. Yarışma başlamasına yarım saat kala salona girdik.

Canlı yayın telaşı atlatıldı, son 30 saniye 20 saniye derken yarışma başladı. Yarışmanın bu haftaki şarkılarının teması Nostalji olarak seçilmişti. Favorilerimiz arasında bulunan İstanbul Davutpaşa Lisesi ikinci sırada sahne aldı. Önceki haftalarda hem müziği hem de sahne şovları ile öne çıkan grup, bu hafta vasatı aşamadı.

Eski şarkıların genellikle rock soundunda yorumlandığı yarışmada benim çok sevdiğim, favori grubum Bartın Köksal Toptan Lisesi’nden Ayaz grubu rahmetli Yıldırım Gürses’in “Bir Garip Yolcuyum Hayat Yolunda” parçasını seslendirirdiler.  Erem’in gitar soloları ve Özge’nin muhteşem sesiyle yorumladığı parça ile Ayaz o akşam üçüncü oldu. Yarışmada birinci olan okul ise Nilüfer’in “Böyle Ayrılık Olmaz” şarkısıyla Gaziantep Kolej Vakfı Lisesi oldu. Şarkı gayet iyi düzenlenmiş, güçlü bir altyapısı vardı. Ancak ne olursa olsun vokal istenen düzeyde değildi. O yüzden beni şaşırtan bir birincilik oldu.

ayazv

Sonra salon dışına çıktığımızda gördük ki bütün gruplar enstrümanlarını toplamış kendilerini otele götürecek olan minibüsleri bekliyorlardı. Ayaz grubunun sevimli üyelerini bekledik kapının önünde. Özge ile, Erem ile sohbet ettik. Grupların çoğunda bir mutsuzluk, bir hüzün vardı. Bazı kızlar gözyaşlarını tutamıyorlardı. Ben olayı tamamen bir müzik olayı olarak görürken çocuklar çok ciddile almışlar ve epey üzülmüşlerdi. Gençlikte böyle şeyler oluyor, tatlı rekabet bunlar, hiç bir şeyin sonu değil. Tam aksine pek çok genç müzisyen için yeni bir başlangıç. Ama onlarda büyüdükçe, geliştikçe olgunlaşacaklar, iyi birer müzisyen olacaklar.

Genç Mikrofon finali 18 Temmuz 2009 cumartesi akşamı yapılacak ve birinci belli olacak. Ben o akşam çok ama çok uzaklarda Rock N’ Coke sahnesinde The Prodigy dinliyor olacağım. Ama kalbim çocuklarla birlikte olacak.

Başarılar hepinize.

Dream Theater’i bekliyoruz

Temmuz 3, 2009 yapan onderkiremitci

dt blackİstanbul yarın yine önemli bir rock grubunu daha bağrına basmaya hazırlanıyor. Fanatik hayranlarının haftalar öncesinde biletlerine saldırdığı efsane Amerikalı Rock Grubu Dream Theater (DT) 4 Temmuz Cumartesi 2009 akşamı Küçükçiftlik Parkı’nda sahne alacak.

Kendilerini en son 2007 yılı yazında Maslak’taki en anlamsız ve İstanbul’un en müzik dinlenemez mekanında (ismini bile hatırlamıyorum) izlemiştik. Konserin yarısından sonra yağan yağmur bunalan izleyiciye nefes aldırmıştı. DT o akşam da performanslarının en üstündeydi. Kulaklarımızın pasını almışlardı.

DT iki yıl aradan sonra hem de yeni albümü ile karşımıza çıkıyor. Black Clouds & Silver Linings isimli albümümünden bize uzun uzun parçalar çalacaklar. Albümün açılış parçası A Night To Remember tam 16 dakika, kapanış parçası The Count of Tuscany ise toplam 19 dakika sürüyor. Toplam 6 şarkılık albüm DT hayranlarını üzmemiş gibi grönüyor.

1985 yılından bu yana müzik yaşantılarını sürdüren grup oldukça üretken, grubun 10 stüdyo albümü bulunuyor. Yarın akşam DT hayranlarını güzel bir müzik ziyarfeti bekliyor.

Bartın’dan yükselen ses

Haziran 18, 2009 yapan onderkiremitci

ayaz2009004Televizyondaki birbirinin içine geçmiş ve her geçen gün zevksizliğin yeni adresi olan yarışma virüsü müziğe sıçradıkça içim titriyor. Özellikle atv’deki çoluk çocuğun müzik adına “yarıştırılması” ise en vicdanımı burkuyor. Nasıl nefret dolu olduğumu anlatamam. Hayattaki en güzel bulduğum iki varlığın, yani müzik ve masum çocukların hatta bebelerin bir araya geldiğinde bu kadar olumsuz bir algı ve olgu yaratmasına anlam vermek mümkün değil. Estetikten ve sanattan bu kadar uzak bir şeye nasıl imza atarlar inanmak mümkün değil.

İşte tüm bu kös kös kösündürük hava içinde TRT’de bu hafta sonu bir vahaya rastladım. Üniversite sınavı nedeniyle 4 haftadır yayınlanan TRT Genç Mikrofon yarışmasının “Best Of”u vardı. Geride kalan 4 hafta boyunca söylenen şarkılardan akıllarda kalan performanslara yer verildi. Kanalı ilk çevirdiğimde dinlediğim kızın sesi beni çok şaşırttı. Ekranda gördüğüm saçları kıvır kıvır güzel yüzlü bu kızdan böyle bir ses çıktığına inanamadım. Bartın Köksal Toptan Lisesi’nden yarışmaya katılan Ayaz grubu, sahneyi titretiyordu.

Ferhat Göçer’in buğulu sesinden dinlemeye alıştığımız Biri Bana Gelsin, Ayaz grubunun elinde hareketli, tempolu kıpır kıpır bir rock şarkısına dönüşmüştü. Grubun performansını ve solist Özge Tarakçı’nın sesini http://video.yahoo.com/watch/5034914/13385456 adresteki videodan izleyebilirsiniz.

Bir de bu yarışmada kendini gösteren İstanbul Davutpaşa Lisesi Grubu Namütenait’i mutlaka izlemenizi öneririm. Athena’ya rakip, sahne showlarıyla İstanbul’daki en baba konserlerde sahneyi dolduracak bir rock grubu yetişiyor. Bu grubun da Athena’nın Holigan ve halk türküsü Zühtü performanslarını izlemelisiniz.

TRT 1′de her cumartesi saat 19.30 Genç Mikrofon yarışmasında olsun gözleriniz. Çok iyi gruplar ve çok iyi performanslar izleyeceğinizi garanti ederim.

35isylk

Caz Festivali’nden göze takılanlar

Mayıs 8, 2009 yapan onderkiremitci

poster

Bir caz festivali daha geldi çattı. Dile kolay tam 16 yıl olmuş. Kimler geldi kimler geçti. Geri dönüp baktığımda çok keyifli unutamayacağım konserler izlediğimi hatırlıyorum. Festival yüzünden eve gidemediğim geceleri hatırlıyorum. Neyse o başka yazının konusu. Ne güzel ki krize ve tüm zorluklara rağmen, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nun inşaat alanının tam ortasında kalmasına rağmen festival yine bu yıl da kulaklarımıza geliyor. Emeği geçen herkese kocaman alkış, kocaman teşekkür.

Programa hızlıca bir göz attım, gözüme takılanları şimdilik sizinle paylaşıyorum, sonra detaylı bakarız.

StanleyClarke_MarcusMiller_VictorWooten3

İstanbul Caz Festivali, caz dünyasının en ünlü bas gitaristleri Stanley Clarke, Marcus Miller ve Victor Wooten’ı, kısaca başharfleri ile SMV’yi ağırlıyor. Bas gitarın bu üç maestrosundan oluşan SMV, 8 Temmuz Çarşamba akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde sahne alacak. Marcus Miller’ın İstanbul’daki tüm konserlerini izlemiş biri olarak çok çok eğleneceğinizi ve iyi müzik dinleyeceğinizi garanti ederim.

ErkanOgur2

Son üç yıldır birbirinden önemli isimleri İstanbul Caz Festivali’ne özel projelerle bir araya getiren “Ustalarla Buluşmalar” serisi bu yıl da Türkiye’den ve yurtdışından önemli üç sanatçıyı bir araya getiriyor: Azerbaycan’ın dünyaca ünlü sesi Alim Qasimov, Türkiye’nin en değerli bestecilerinden, perdesiz gitar virtüözü Erkan Oğur ve kemençe üstadı  Derya Türkan, 10 Temmuz Pazartesi gecesi saat 21.00’de Aya İrini Müzesi’nin etkileyici atmosferinde aynı sahnede buluşacaklar.

Manga’dan ilaç gibi albüm…

Mayıs 2, 2009 yapan onderkiremitci

manga1

Benim, her parçasını severek dinlediğim albüm sayısı çok çok azdır. Ancak Duman’ın ve Manga’nın albümlerinde sevmediğim bi parça bulmakta zorlanıyorum. Ya memleketimizde çok iyi şarkılar yapılmaya başlandı, genç yaşlarına rağmen müthiş gelişme kaydedildi ya da ben yaşlandıkça daha çok şeyi beğenmeye başladım.

Manga’nın Şehr-i Hüzün albümüyle ilgili birşeyler yazmazsam ayıp olacak diye düşünüyorum. O nedenle İTÜ konseri öncesi bizi motive edecek bir iki düşüncemi paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 5 yıl aradan sonra çıkardıkları ikinci albümde ilk albüme oranla çok hızlı bir gelişme kaydettiklerini görmek mümkün. Hem müzikal kalite anlamında hem de sosyal konulara değinen şarkı sözleri anlamında. Derinleşen sözlerle birlikte müziğin de derinlere dalmaya başladığı ama Alper Ağa ile seslendirdikleri “Evdeki Ses” ile yine de eğlenceyi elden bırakmadıklarını gösteriyor.

Tuluyhan Uğurlu film müziği olan İstanbul Kanatlarımın Altında filminin temasıyla birleştirdikleri “Hayat Bu İşte” parçasında ise geleneksel enstrümanları ve rap ritmini çok iyi harmanladıklarını görmek mümkün. Ney, tef gibi enstrümanları çok başarılı ve rahatsız etmeden kullanmışlar. Manga’nın albüme nüfuz eden derin sözleri hem bu şarkıda, hayata dair arayışlardan bahsederken buluyoruz. Hem de albümün çıkış parçası olan “Dünyanın Sonuna Doğmuşum” şarkısında bireyin tüketim ve televizyon kültünün hayatımaz nasıl girdiğini eleştirdiğini görüşoruz. Bu parçanın video klibinde farklı bir espri anlayışı olan ve Bonus Card reklamlarıyla dikkatimizi çeken mizah yazarı Vedat Özdemiroğlu oynuyor.

Bir kısmın Türkiye’nin Linkin Park veya Tokyo Hotel özentisi olmakla eleştirdiği grup ne söylersek söyleyelim aradan geçen 5 yılı iyi değerlendirmiş ve iyi bir albüme imza atmışlar, en azından bunu kabul edebiliriz. Sonra detaylar üzerinden eleştirilerimizi yapabiliriz.

Grubun www.manga.web.tr adresinden”Dünyanın Sonuna Doğmuşum” isimli videosunu izleyebilirsiniz.

Yeni bir kart verdi bugün bankam
Puanlarım artık en büyük kankam
Olmasa da cebimde beş kuruş para
Cebimdeki telefon on numara

Rock’n Dark İstanbul Finali 9 Mayıs’ta

Mayıs 2, 2009 yapan onderkiremitci

rnd1

Efes Dark tarafından bu yıl 3.kez düzenlenen Rock’n Dark Express Rock Müzik Yarışması, 9 Mayıs akşamı garajistanbul’da yapılacak final gecesi ile son buluyor. Sekiz şehirde yapılan elemeler sonunda finale kalan 8 gruptan ilk üçe girecek grubun belirleneceği yarışmada aynı gecenin sonunda, New Model Army grubu bir konser verecek.

Ocak ayından bu yana yapılan bölge elemeleri sonunda Ankara’dan Son Dört, Trabzon’dan Paranoya, Çanakkale Pick-Up, Eskişehir’den Aradrama, İzmir’den Mute, Antalya’dan Gizli Özne, İstanbul’dan Moral ve Adana’dan Sınır İstanbul’daki büyük final gecesine katılmaya hak kazandı. Bu sekiz gruptan birinci olacak grup dijital single ve klip yapma hakkı yanında hazırlanacak klibi MTV’de yayınlama imkanı da bulacak. İkinci olan grup enstrüman seti, üçüncü olan grup katıldığı şehirde bir sene ücretsiz stüdyo kullanım imkanı sahibi olacak.

Büyük final için İstanbul’a gelmeye hak kazanan 8 grubun şarkılarını www.rockndarkexpress.com adresinden dinleyebilir ve beğendiğiniz üç gruba oylarınızı verebilirsiniz. Final akşamı yaklaşırken internet üzerindeki oylamalarda da heyecan giderek tırmanıyor. Bu 8 gruptan üçü şimdiden öne çıkmış görünüyor. Onların isimlerini vermeyeceğim. 9 Mayıs akşamı garajistanbul’da heyecanlı ve bir o kadar çekişmeli bir yarışma olacağa benziyor.

Duman Bostancı konseri izlenimlerim…

Mayıs 1, 2009 yapan onderkiremitci

duman-bostanci

Duman’ın Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki konserini Billboard dergisinin Mayıs sayısı  için kaleme almıştım ancak teknik bir sorun nedeniyle yazı dergide yayımlanamadı. Dergi yoksa blog var değil mi ama…

Duman’ın 20 şarkısı da marş olmuş

Ülkemizin yetiştirdiği güzide rock gruplarından Duman dört yıl sonra çıkardığı 10’ar şarkılık iki albümle fırtına gibi esiyor. Herkesin dilinde, herkesin kulağında Duman şarkıları. Bostancı Gösteri Merkezi’nde 5 Nisan’da Duman’ın sahne alacağını öğrendiğimiz günden beri yerimizde duramaz, konser gününü ve saatini sabırsızlıkla bekler olmuştuk. Sahnedeki performansıyla albüm kayıtlarından daha başarılı çalan Duman, izlediğimiz hiçbir konserinde bizi şaşırtmamış, bizden karnesine hep pekiyi yazdırmayı başarmıştı. Yine bir sahnede klasik bir Duman (grubun diğer üyelerine haksızlık etmeyelim ama) klasik bir Kaan Tangöze şov izlemek için düştük Bostancı yollarına.

Bostancı trafiği alt üst olmuş arabaların ilerlemiyor, indik yürüdük. Konser alanına yaklaştıkça artan sabırsızlığımız hızlı adımlarımızı bir koşuya çevirdi. Göğsümüze sığmayan heyecanla Duman’a koşuyorduk, açılın lütfen. En son 2008 yazında Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda bizi mest eden sonra Dublin’deki stüdyoya kapanan grubu herkes ne kadar da özlemiş. Bostancı Gösteri Merkezi, 2 bin 500 kişilik kapasitesiyle hınca hınç dolmuş yaş ortalaması 17 civarında gezinen Converse gençliğinin mabedi olmuş. Konser öncesi havayı ısıtan Nirvana namelerini kimse dinlemiyor, her şarkısı arasındaki sessizlikte basıyor alkışı, çünkü konser saatini bir saat geçmiş, konser alanı içilen sigaralardan zaten duman altı olmuş. Lütfen sigara içmeyin anonslarını kimse sallamıyor. Bir şarkısında da söylediğin gibi “Bu şehir cıgarayı çeker” durumu var.

Kimsenin beklemediği bir anda konser salonunu ışıkları birden sönünce mahşer yerine toplanmış kalabalıktan Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu kutlayanları aratmayan kulakları sağır edecek bir çığlık yükseliyor. Sanki sahneye Duman değil Beatles çıkıyor. Karanlıklar içinde dört muhteşem adam gelip sahnedeki yerini alıyor. Kaan, mikrofonu alıp hasret gideriyor: “Nassınız arkadaaşşlaaar. Özlemişiz sizi, vay vay maşallah, doldurmuşsunuz burayı. Eyvallah.” Çığlıklar geçici duyma kaybına neden olacak kadar yükseliyor. İçimden “Allah’ım bu nasıl sevgi” diyorum. Bu anı ölümsüzleştirmek isteyen herkes fora etmiş fotoğraf makineleri, telefonları.

Herkesin keyiften gevşediği Kaan’ı görmenin getirdiği mutlu salaklık üzerimizde dolanırken “Dibine Kadar” şarkısının zıpkın gibi fişek gibi notaları grubun gitarlarından yırtılarak kulaklarımıza gelmeye başlıyor ve herkesin muradına erdiği o an 2 bin 500 kişi Nirvana yerine Duman’a ulaşıyor. “Dibine Kadar” ile başlayan rüya “Hayvan” ve “Senden Daha Güzel” ile devam ediyor. Yeni albümden şarkılar birbiri ardına geliyor, hep ağızdan avaz avaz söyleniyor. Duman’ın 20 şarkısı da marş olmuş, hepsi ezberlenmiş. Bir grup düşünün, üç hafta önce iki albüm çıkmış, 20 şarkısı da dillerde. Dünya da bile böyle bir şey olsa olsa Metallica için nasip olur.

Konserin ikinci yarısında seyirciler yeni albümden dinledikleri şarkıların yettiğini düşünüp “Eski şarkı, eski şarkı” diye tempo tutmaya başladı. Kaan şarkı bittiğinde “Eski köprü mü, eski parça mı, anlayamıyorum” diye zarf atıyor. En son “Tövbe”yi çalan Duman, herkese iyi akşamlar dileyip sahneyi terk etti. İşte kıyamet ondan sonra koptu. Sahneye plastik şişe yağmaya başladı. Seyirciler kendinden geçmiş Duman’ı çağırıyordu ve çık-mı-yoruz diye tempo tutmaya başladı. Dakikalar geçti Duman gelmedi. Kaan ve arkadaşları 15 dakika sonra bis yaptı. Ardı ardına “Bu Akşam”, “Seni Kendime Sakladım”, “En Güzel Günüm Gecem”i çaldılar. Herkes mutlu, herkes tarumar, herkes Duman olmuş. Necip Türk gençliği bu hizmetinizi unutmayacak. Bir insan bir konserden daha başka ne isteyebilir ki?

Müzik aşkı…

Nisan 26, 2009 yapan onderkiremitci

3138807255_5bab4f05dc_o1

www.myinkblog.com üzerinde yer alan çalışmalardan bir örneği buradan sizlerle paylaşmak istedim. Love of Music isimli bir grafik çalışmasını çok beğendim. Yeni nesil grafik sanatçılarının bakış açısını ve anlayışını yansıtan bu çalışmayı umarım siz de beğenirsiniz.

Sanatçılarla ilgili bilgi almak ve daha fazla grafik çalışmalarına gözatmak için www.myinkblog.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Duman ve Manga aynı sahnede

Nisan 24, 2009 yapan onderkiremitci

manga-itu1

Mart ayının sonunda Duman’ın iki yeni albümü ardından da Manga’nin yeni albümü Nisan ayının sonlarına doğru yayınlandı. Gerçekten iki grubun yeni albümlerini de 4 yıldan fazladır bekliyorduk. Aman bu nasıl güzel bir kavuşma yarebbim :)

Bu arada farketmemişiz Teoman abimiz de yeni albümünü sessiz sedasız piyasaya sürüvermiş.Teoman’ın albümünü sadece bir kez dinleme fırsatım oldu, çünkü Duman ve Manga dinlemekten iPod’ta başka kimselere sıra gelmediğini söylemem gerek.

Bu iki grubu bir arada dinleme fırsatı bulmak herhalde Rock N’ Coke’ta bile kısmet olmaz adama. İTÜ Ayazağa Yerleşkesi’nde Manga ve Duman aynı sahnede yer alacak. 7 Mayıs Perşembe akşamı tahminim muhteşem bir akşam olacak. Her iki grubundan performanslarını çok çok merak ediyorum. Duman’ı Bostancı Gösteri Merkezi’nde dinledim ancak o mekanda Duman ya da bir rock grubu dinlemek tam bir eziyet kulaklara. Mekanın akustiği sadece Türk Sanat Müziği dinlemeye elverişli. Basık bir tavan, karşı duvarlara çarparak geri dönen ses, müzikten soğuttu beni açıkçası. Şimdi ilk defa açıkhavada dinleyeceğim için Duman’ı çok memnunum.

Bu iki grubu bir arada dinleme ayrıcalığına erişmek için herkesi İTÜ’ye bekliyorum.